ULUSUL PROGRAMDA TARIM

Tarım alanında Türkiye-AB ilişkileri; tarım ürünlerinin serbest dolaşımı; Türk tarımının Ortak Tarım Politikasına (OTP) uyumu, tarım ürünleri ticaretinde karşılıklı olarak tercihli bir rejim uygulanması (tarım tavizleri) ve işlenmiş tarım ürünleri, konuları olmak üzere üç yönlü bir gelişme göstermektedir. 

Tarım alanında Türkiye-AB ilişkilerinde en öncelikli konu Türk tarımının OTP’ye uyumudur. Türk tarımının OTP’ye uyumu gerçekleştirildiğinde, Türkiye ile Topluluk arasında tarım ürünlerinin serbest dolaşımı sağlanacak, dolayısıyla, işlenmiş tarım ürünleri (tarım unsuru bakımından) ve karşılıklı tarım tavizleri ile ilgili rejim OTP’ye uyum kapsamına girerek sona erecektir. 

Türk tarımının OTP'ye uyumu Türkiye ve Toplulukta; genel ekonomik ve sosyal yapı yanında, tarım ile doğrudan ilgili olarak işletme yapısı, üretim, tüketim, fiyat ve pazar politikası, dış ticaret, tarıma bağlı ve dayalı sanayiler, teknoloji kullanımı, verimlilik, üretici gelirleri, kendine yeterlilik, mali politikalar, kırsal, bölgesel ve sosyal politikalar, mevzuat ve kurumsal yapı olmak üzere pek çok konu üzerinde etkili olacaktır. 

Türkiye; doğal kaynaklar bakımından avantajlı ve Topluluk tarımını tamamlayıcı nitelikte olabilecek meyve-sebze, tütün, pamuk gibi, ürünler dışında, çoğu tarımsal üründe, özellikle hayvansal ürünlerde tarım işletmelerinin yapısındaki bozukluk, teknoloji kullanımındaki yetersizlik, düşük verimlilik gibi sorunlar nedeniyle Toplulukla rekabet edemeyebilecektir. Tarımsal üretimde ve üretici gelirlerinde beklenen artış sağlanamayacak, hatta azalmalar ortaya çıkabilecektir. 

Bu nedenle Türkiye, özellikle verimlilik ve rekabet gücünün artmasına imkan verecek, kırsal ve tarımsal alt yapının ve tarım işletmelerinin yapısının iyileştirilmesi ve etkin teknoloji kullanımı politikaları ile tarım ürünleri fiyatlarını-maliyetlerini Topluluk fiyatlarına yaklaştırmalıdır. Türk tarımı uzun dönemde ve bu alanlardaki iyileştirmelerle ancak, belirli bir rekabet gücü kazanabilecektir. Bu kapsamda, Tarım Reformu Türkiye için Türk tarımının OTP’ye uyumunda son derece önemli bir unsur olarak belirmektedir. Türk tarımının OTP’ye uyumu ve Türk tarımının reformu için AB’nin sağlayacağı mali ve teknik destek önemli bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır 

Türk tarımının OTP'ye uyumunda en önemli sorunlardan birisi mali konulardır. Türk tarımının OTP'ye uyumunun, desteklemenin azaldığı bir dönemde gerçekleşmesi beklenildiğinden, Türk tarımının OTP’ye uyumunun AB’nin bütçesine büyük bir yük getireceği söylenemez. Nitekim Gündem 2000 çerçevesinde, yeni genişleme sürecinde destekleme fiyat politikası yoluyla gerçekleştirilen desteklerin azaltılması, kırsal, yapısal ve çevre sorunları ile ilgili desteklerin artırılması öngörülmektedir.

 OTP reformu çerçevesinde önümüzdeki yıllarda tarıma sağlanan desteklerin azaltılması nedeniyle, OTP uzun dönemde Türk tarımı için yeterli ölçüde destekleyici-koruyucu olmayabilecektir.

 Tarım sektörü ekonomik ve sosyal yönleriyle Türkiye için son derece önemli bir yere sahiptir. Tarım sektörünün 1999 yılı itibariyle GSYİH içindeki payı % 15 olmasına karşın, tarımsal istihdamın sivil istihdam içindeki payı % 45.1’dir. Tarımın milli gelirdeki ağırlığı azalırken, nüfusun önemli bir kısmı geçimini hala tarımla sağlamaya devam etmektedir.

 1991 Genel Tarım Sayımına göre Türkiye’de 4.1 milyon tarım işletmesi bulunmaktadır. İşletmelerin yaklaşık % 3.6'sı hayvancılık ve % 96.4'ü bitkisel üretim ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Söz konusu işletmelerin yaklaşık % 35'i 0-2 hektar, % 32'si 2-5 hektar arasında, % 28'i 5-20 hektar arasında ve % 5'i 20 hektarın üzerinde arazi büyüklüğüne sahiptir. Ancak 0-2 hektar arasında bulunan işletmelerin işledikleri alan oranı % 6; 2-5 hektar arasında % 16, 5-20 hektar arasında % 41 ve 20 hektar üzerinde ise % 37 olarak belirlenmiştir. Ortalama işletme büyüklüğü ise yaklaşık 5.9 hektardır. Aynı sayım sonuçlarına göre; büyükbaş hayvancılık işletmelerinin % 71.9’u 5 başın altında, küçükbaş hayvancılık işletmelerinin ise % 31.6’sı 20 başın altında bir büyüklüğe sahiptir.           

 Tarım sektöründe istihdam edilenlerin gelirleri diğer sektörlere oranla düşük olup, sektör içerisinde de gruplar arası gelir dağılımında büyük ölçüde farklılık mevcuttur.

 Uygulanan destekleme politikaları ile üretici gelirlerinde istikrar sağlanamamış, dünya fiyatları üzerindeki destekleme alım fiyatları bazı ürünlerin ekim alanlarının genişlemesine, üretim fazlası oluşmasına ve devletin fazla alım yaparak yüksek stok maliyetine katlanmasına neden olmuştur. Bu olumsuzlukları kısmen gidermek üzere, yeni bir tarımsal destekleme aracı olarak; 2000 yılında Çiftçilere Yönelik Doğrudan Gelir Desteği uygulanması yönünde bir pilot proje başlatılmıştır.

 Amaçlar, İlkeler ve Politikalar

             Türkiye kendi tarım politikası ihtiyaçları, dünya tarımındaki gelişmeler ve Türk tarımının OTP’ye uyumu zorunluluğunu göz önünde bulundurarak VIII. Planda aşağıdaki amaç, ilke ve politikaları belirlemiştir .

Kaynakların etkin kullanımı ilkesi çerçevesinde ekonomik, sosyal, çevresel ve uluslararası gelişmeler boyutunu bütün olarak ele alan örgütlü, rekabet gücü yüksek, sürdürülebilir bir tarım sektörünün oluşturulması temel amaçtır. Gıda güvenliği ilkesi çerçevesinde artan nüfusun dengeli ve yeterli beslenmesi esas alınacaktır.

 Piyasa fiyat oluşumu üzerinde olumsuz etkileri olan ürün fiyatlarına devlet müdahaleleri yerine, üretimin piyasa koşullarında talebe uygun olarak yönlendirilmesini sağlayacak politika araçları devreye sokularak, üretici gelir düzeyinin yükseltilmesi ve istikrarı esas alınacaktır. Üretim maliyetlerini azaltıcı ve teknolojik gelişimi hızlandırıcı tedbirler uygulamaya konulacaktır.

 Tarım politikalarının esasları; Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşmasının öngördüğü yükümlülükler ile AB'ye tam üyelik sürecine girerken AT Ortak Tarım Politikasında ve uluslararası ticaretteki gelişmeler çerçevesinde belirlenecektir.

 İnsan kaynakları başta olmak üzere üretim faktörlerinin daha etkin kullanılması, verimliliğin artırılması, tarımla ilgili kuruluşlarda kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, kurumsal hizmet akışında gözlenen sorunların giderilmesi, sektör içi kaynak dağılımında etkinlik ve rasyonel kullanımın sağlanması, üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, tarımsal işletmelerin rekabet güçlerinin artırılması ve pazarlama ağlarının geliştirilmesine ağırlık verilecektir.

 Çiftçi Kayıt Sistemi, Tapu-Kadastro Sistemi, Coğrafi Bilgi Sistemi ve Çiftlik Muhasebe Veri Ağının geliştirilmesi sağlanacaktır. Tarımsal veri tabanını kullanan Tarım Bilgi Sistemi kurulacaktır.

 Üretici ve üretim düzeyini risklere karşı korumak amacıyla Risk Yönetimi araçları geliştirilecektir. Bu çerçevede; tarım ürünlerine yönelik sigorta sistemi, vadeli işlemler borsası, sözleşmeli tarım ve stok yönetimi araçlarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve etkin şekilde uygulamaya konulması sağlanacaktır.

             Türkiye’nin tarımsal yapısına bakıldığında, işletmelerin küçük olması, bu işletmelerin girdi, finansman ve teknoloji kullanımının yeterli olmaması nedeniyle optimal verimi sağlayamaması ve bu yüzden de bu küçük işletmelerin ürünlerini gerçek değeri üzerinden pazarlayamaması, üretici-tüketici arasındaki pazarlama kanalında aracıların çok olması, gelirin önemli bir kısmının ara kademelerde kalması, iç ve dış piyasaların ürün taleplerini bilmemeleri gibi nedenlerle Türkiye’de üretim planlaması yapılamamakta ve bu sebeplerle rekolte durumuna göre bazen tüketim fazlası bazen de üretim noksanlığı ile karşılaşılmaktadır. Bu itibarla, ürün desenini ülke içi ve dışı ihtiyaçlar doğrultusunda değiştirmeye imkan verecek piyasa düzenlerinin işlemesinin sağlanması gerekmektedir.

 Türkiye’de tarım ürünleri pazarlama sistemi kamu, özel ve kooperatifler olmak üzere üç kurumsal yapıda yer almaktadır. Pazarlama sistemi içinde kamu kurumları; hububat (TMO), şeker pancarı (TSFAŞ), çay (ÇAYKUR) ile tütün, tuz ve alkol (TEKEL) ürünlerinin pazarlanmasında aktif olarak yer almakta ve fiyat oluşumunda ürün alımları oranında etkili rol oynamaktadırlar. Türkiye Hükümeti ile IMF arasında imzalanan stand-by anlaşmasında yer alan tarım reformu kapsamında bu kurumların bazılarının özelleştirilmesi öngörülmektedir

Ülke çapında hububat alımında TMO yetkili kuruluş olarak belirlenmiş ve ana statüsü 11 Aralık 1984 tarih ve 18602 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Ancak stand-by anlaşmasına göre TMO;

  
     -2001 yılında küçülerek sadece olağanüstü hal stoku ve stratejik stok (müdahale amacıyla) tutacak yapıda olacak,
  
     -2002 yılı ve sonrasında borsada oluşan fiyatlardan ve borsadan alım yapacaktır.

2002 yılı ve sonrasında OTP’ye uyum çerçevesinde Topluluk benzeri müdahale kuruluşu ve müdahale fiyatı sistemine uyum sağlanması için gerekli tedbirler alınacaktır.

Tarımda Yeniden Yapılandırma ve Destekleme politikaları çerçevesinde proje bazında 2000 yılında başlatılan ve 2001 yılında tüm yurtta uygulanması planlanan Çiftçilere Doğrudan Gelir Desteği ödemelerinin yapılmasını sağlayacak Çiftçi Kayıt Sistemi kapsamında çiftçiler tapu kayıtları, diğer kayıtlar ve saha çalışmalarına göre sisteme dahil edilecektir. Bilgilerin geliştirilerek tarımsal pazarlamada kullanılabilecek verileri içeren bir pazarlama bilgi sisteminin oluşturulması mümkün olacaktır.

Tarım Bilgi Sistemi, tarım sektöründe ve kırsal alanlarda sürdürülebilir bir kalkınma sağlamak amacıyla; bilim ve araştırma, tarımsal yayım hizmetleri ve tarımsal eğitim alanlarında etkin bir koordinasyona yönelik kurumsal düzenlemeleri kapsamaktadır.

            Ayçiçeği, soya ve pamuk gibi ürünlerde gerekli kurumsal ve pazarlama altyapısının geliştirilmesi başta olmak üzere prim sistemi uygulaması ile üretim artışı sağlanacaktır. Ayrıca, mısır üretim artışını teminen kurutma tesisleri yapımı özendirilecektir.

Stok yönetimi çerçevesinde, tahıl grubu ürünlerin alım fiyatı ile satış fiyatı arasında belirli bir fiyat aralığının belirlenmesi ve aynı dönemde ilan edilmesi uygulaması sürdürülecektir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından fındık, tütün, çay, çekirdeksiz kuru üzüm ve şeker pancarı gibi üretim fazlası olan ürünlere yönelik “Alternatif Ürün Projeleri” geliştirme çabaları devam etmektedir.